DÖLLENME VE EMBRİYONİK GELİŞİM

GÖRSELLİ KONU ANLATIM PDF’SİNE VE VİDEOSUNA SAYFA SONUNDAN ULAŞABİLİRSİNİZ

*Döllenme gerçekleşecek olursa embriyo endometriyuma tutunur ve hCG (insan koriyonik gonodotropin) hormonu salgılar.

*hCG, korpus luteumun devamlılığını sağlar.

*Korpus luteum ise progesteron ve östrojen salgısını devam ettirerek endometriyumun bozulmadan kalmasını sağlar. *Gebelik testlerinin çoğunda kanda hCG ya da kandan idrara geçen hCG seviyesi ölçülür.

DÖLLENME

*Döllenme, ikincil oosit ile spermin haploit çekirdeğinin kaynaşmasıdır.

*Bu kaynaşmanın olabilmesi için öncelikle spermin baş kısmındaki çekirdeğin yumurtaya girmesi gerekir.

*Ovulasyon sonrası geride kalan folikül kesesi artığı, korpus luteumu oluşturur.

*Serbest kalan ikincil oosit döllenmezse ve oogenezini tamamlayamazsa korpus luteum parçalanır.

*Dişi üreme sistemine bırakılan milyonlarca spermden bir bölümü yumurtalık kanalında canlı kalmayı başarıp bu kanaldaki yumurtaya doğru ilerler. Diğer spermler ise ölür.

*Sperm yumurtaya ulaştığında yumurtanın dış tarafındaki zona pellucida (zona pelusida) adı verilen jel yapıya temas eder.

*Zona pellucida içinde sperm için reseptör görevi yapan molekül bulunur. Bu molekül spermin zona pellucida’dan geçişini kolaylaştırır.

*Spermin akrozomundan salınan enzimler jeli eriterek bir açıklık oluşturur. Bu açıklıkta spermin plazma zarı ile yumurtanın plazma zarı kaynaşır.

*Bu kaynaşma sperm çekirdeğinin ikincil oositin sitoplazmasına girmesini sağlar. Aynı zamanda metafaz II evresinde bekleyen bu hücrede mayozun tamamlanmasını uyarır.

*Döllenme gerçekleşince zigotun kromozom sayısı diploit olarak korunmuş olur.

*Döllenme sonrası hızla bölünen zigot, çok hücreli bir yapıya dönüşür ve rahim duvarına gömülür.

*Böylece hamilelik gerçekleşir.

 

 

*Birçok çift, çeşitli biyolojik nedenlerle çocuk sahibi olamamaktadır. Bu duruma kısırlık denir.

*Kısırlığın erkekte sperm sayısının azlığı, spermlerin yeterince hareketli olmaması, kadında yumurtanın serbest hâle gelememesi, yumurta kanallarının tıkalı olması gibi pek çok nedeni vardır.

*Günümüzde üreme teknolojileri çocuk sahibi olmak istediği hâlde çocuk sahibi olamayan çiftlerin bu sorununu çözebilmektedir.

*Kısırlık tipine göre uygun tedavi seçenekleri bulunmaktadır. Bu tedavi seçeneklerinden birisi de in vitro fertilizasyon yöntemidir.

*In vitro fertilizasyon, laboratuvar ortamında yumurta ile spermin birleştirilerek anneye transferine dayanan bir yöntemdir.

*Tedavinin başlangıcında annede yumurta gelişimini uyaran ilaçlarla çok sayıda yumurta üretilir.

*Yumurtalar cerrahi yöntemle alınır.

*Erkekten alınan spermlerle yumurtanın laboratuvarda döllenmesi sağlanır.

*In vitro fertilizasyon yöntemlerinden biri olan mikroenjeksiyon yönteminde ise spermin baş kısmı yumurtanın içine enjekte edilerek döllenme sağlanır.

*Her iki uygulamada oluşan zigotun birkaç gün gelişmesi beklenir.

*Embriyo yaklaşık 4-8 hücreli evrede annenin rahmine enjekte edilir.

*Rahimde birden fazla embriyo tutunabilir.

*Bu durumda ikiz, üçüz gibi çoğul gebelikler ortaya çıkar.

*Nakil yapılmayan embriyolar ise daha sonra aynı çift için kullanılmak üzere uygun ortamda dondurularak saklanabilir.

*In vitro fertilizasyon yöntemine ek olarak gebelik şansını artırmak için yeni yöntemler araştırılmaktadır.

*Bu yeni yöntemler tedavide başarı oranını artırır ve böylece daha önce bu yöntemin uygulanamadığı kişilerin çocuk sahibi olma şansı doğar.

*Eskiden erkeğin semeninde sperm olmadığı durumlarda uygulanamayan in vitro fertilizasyon yöntemi gelişen teknolojiyle sperm sayısı az olan erkeklerde testisten sperm bulmak mümkün hâle gelmiştir.

*Testisten sperm alınma yönteminde küçük bir cerrahi işlemle testis içine girilir.

*Özel ameliyat mikroskobuyla (mikro cerrahi), testis içindeki geniş ve dolgun sperm kanalları tespit edilir ve bu bölgelerden örnekler alınır.

*Embriyonun gelişmesi ve sağlıklı bir gebeliğin oluşması için rahme iyi tutunması gerekir. Embriyonun rahme tutunabilmesi için zona pellucidanın yırtılması gerekir.

*Bu tutunmayı kolaylaştırmak için son yıllarda yeni bir yöntem geliştirilmiştir.

*Yardımla yuvalama denilen teknikle bu zar üzerinde lazer kullanarak delikler açılır. Böylece embriyonun rahme tutunması kolaylaştırılır.

*Bu yöntem donmuş embriyo kullanılacaksa, daha önce başarısız In vitro fertilizasyon denemesi varsa veya kadının yaşı 40’ın üzerindeyse uygulanır.

*In vitro fertilizasyon yönteminde başarıyı artırmak için kullanılan diğer bir yöntem de “blastokist” transferidir.

*Normal işleyişte embriyo 2. veya 3. günde rahme yerleştirilirken bu yöntemde blastokist evresinde rahme aktarılır. *Hücre sayısı henüz az olan bu embriyonun rahme tutunmasını arttırmak için vücut dışında daha ileri bir safta olan blastokist aşamasına kadar beklenir.

*Blastokist transferi tekniği, döllenmiş yumurtanın 6. günde rahme tutunduğu doğal gebelik sürecinin benzeridir.

*Büyük bir hücre kümesi hâline gelen embriyonun rahme tutunup gelişmesi kolaylaşır ve sağlıklı gebelik ihtimali artar.

İNSANDA EMBRİYONİK GELİŞİM SÜRECİ

*Embriyonik gelişme yumurta ile spermin birleşip zigotu oluşturmasıyla başlar.

*Döllenme sonucu oluşan zigot, tek bir hücreyken büyüme ve gelişme sonunda milyarlarca hücreden oluşan dokuya ve organa sahip karmaşık bir organizmaya dönüşür. Bu süreç hücre bölünmeleri sayesinde gerçekleşir.

*Bu aşamadan sonra embriyo büyüme ve gelişmeye başlar.

*Büyüme, mitozla hücre sayısındaki artıştır.

*Gelişme, dokuların ve organların yapılarındaki değişiklikler sonucu biyolojik fonksiyonlarındaki ilerleme ve olgunlaşmadır.

*Embriyonik gelişim, art arda gerçekleşen bir dizi hücre bölünmesiyle başlar.

*Zigotun hücre bölünmelerine segmentasyon denir.

*Segmentasyon sonucu oluşan hücrelerden her birine blastomer adı verilir.

*Nadiren bölünen iki hücre birbirinden ayrılıp tek yumurta ikizlerini (monozigotik ikizleri) oluşturur.

*Segmentasyon sırasında mitoz hızla gerçekleşir ancak sitoplazma miktarı aynıdır. Embriyoyu oluşturan hücreler küçülür.

*Segmentasyon sırasında oluşan hücrelerin dut şeklinde bir araya gelerek oluşturduğu yapıya morula denir.

*Döllenmeden 6-7 gün sonra embriyo, yaklaşık 100 hücreden oluşmuş blastosist adı verilen içi sıvı dolu bir yapı olarak rahme ulaşır.

*Blastosist embriyonun blastula aşamasıdır.

*Embriyoda ikinci gelişim aşaması gastrulasyondur.

*Gastrulasyon döllenmeden yaklaşık 9 gün sonra başlar.

*Gastrulasyonda üç tabakalı embriyo oluşur.

*Bu embriyonik tabakalar farklılaşarak özgül organ sistemlerini oluşturur.

*Gelişmekte olan embriyoda doku ve organlar hücre şekillerinin değişimine, hücre göçüne ve programlanmış hücre ölümüne bağlı olarak şekillenir.

*Segmentasyonla oluşan embriyo rahim duvarına tutunur.

*4-5 hafta sonra plasenta oluşana kadar embriyo endometriyumdaki kılcallardan beslenir.

*Plasenta embriyoya besin ve oksijen sağlar, embriyonun atıklarını da uzaklaştırır.

*Blastosistte yer alan hücreler vücuttaki her tip hücreye dönüşebilecek kök hücrelerdir.

 

 

 

 

 

*Gebeliğin oluşumundan yaklaşık bir ay sonra göbek kordonu, plasenta ve büyüyen embriyonun etrafında amniyon oluşur.

*Amniyon embriyoyu kuşatan sıvıyla dolu kesedir.

*Göbek kordonu plasenta ile embriyo arasında bağlantı kurar.

*Plasenta, embriyoya besin ve oksijen sağlamanın yanı sıra bebeğin bağışıklık sisteminde etkili antikorların anneden bebeğe geçişini sağlar.

*İkinci üç aylık dönemde gebeliği sürdüren hormon olan progesteron plasenta tarafından salgılanmaya başlar.

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.